Sabahattin Ali’nin Kaleminden

Sabahattin Ali’nin en büyük özelliği kitap tutkusunun, okuma sevdasının çok olmasıdır. Yazdığının katbekatı okur.

 1947’de yazdığı bir yazıyı aktarıyorum. Çok anlamlı, niye öğretmenlik yaptığımızı da anlatıyor bize.

.. Biz istiyoruz ki, bu memlekette yapılan her iş, üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun. Herhangi bir karar alınırken, İzmir’deki ortak tüccar, İstanbul’ da ki ahbap milyoner değil, bu kararların altında beki bükülen, çoluk çocuk inleyen yığınlar göz önünde tutulsun.

Biz istiyoruz ki, bu topraklar üzerinde insanlar, kafalarında taşıdıkları fikirlerden dolayı değil, bu yurdun ve bu halkın yararına yahut zararına yaptıkları işlerden hesap versinler. Bu iş incelenirken, koltuğuna ısınmış beş on yiyicinin menfaati, keyfi değil, milletin hayrı düşünülsün. Ve insanları sahiden insan eden o büyük nimet: Hürriyet, riyakar ağızlarda “adam avlama yemi” olarak kullanılmasın.

Biz istiyoruz ki, bu topraklar ve onun üzerinde yaşayan insanlar, hiçbir yabancı devletin oyuncağı olmasın. Bir karış toprağımıza, bir tek vatandaşımıza bile dikilmesin. İster orduya dayanarak ister bankaya dayanarak ister dost görünerek ister düşman görünerek, bu topraklarda kendi çıkarlarına yerleşmeye uğraşanlara yüz verilmesin. Dünya işlerinde politikamız, şunun bunun kölece peşinden gitmek değil, bu milletin selametini en iyi sağlayacak yolları müstakil olarak seçmek şeklinde kendini göstersin.

İşte biz sadece bunları istiyor ve böyle düşünüyoruz.

Eğer böyle düşünmek ve bunları istemek suçsa, hemen haber versinler, bu suçu işlemekten, yazmaktan, söylemekten vazgeçelim.

Yok bunlar suç değilse, o zaman bize açık ve sinsi yollardan kahpece vurmaktan vazgeçsinler. Çünkü namuslu insanlar, haklı olduğuna inanan insanlar, bu kadar kirli yollardan gitmeye lüzum da görmezler, tenezzül de etmezler. Markopaşa, (10), 10 Şubat 1947

Kitap Önerisi :

D&R - Kültür Sanat ve Eğlence Dünyası
“İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticede aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması..”
Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın “kapana kısılmışlığını” gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, “insanın içindeki şeytana keskin bir bakış.

Kaynak:

-Yapı Kredi Yayınları, Markopaşa Yazıları ve Ötekiler, Hazırlayan Hikmet Anltınkaynak, 4. Baskı Nisan 2006, sayfa 135

-Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen / Ahmet Şerif İzgören

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.